3
Ara
2017
5

Kastamonu Notları – Girizgâh

Hafızasını kaybetmeyen, kadîm yapılarıyla, kim bilir kaç insanı yorgun omuzlarında taşımış hüzünlü sokaklarıyla, dünyeviliğe direnen bir şehir Kastamonu.

 

Tarihin her ânına şahitlik etmiş, tarihle yaşıt bir şehir Kastamonu. Ve bu yaşanmışlığını sokaklarıyla, yapılarıyla açıyor insana. Şehir her adımda daha da derinleşiyor…

 

Hafızasını kaybetmeyen, kadîm yapılarıyla, kim bilir kaç insanı yorgun omuzlarında taşımış hüzünlü sokaklarıyla, dünyeviliğe direnen bir şehir Kastamonu.

 

Bu şehrin kılcal damarlarına doğru yol aldığınızda farklı asırları art arda yaşama, adeta zaman tünelinde seyahat etme imkânı yaşıyorsunuz. Bir sokak başında yüz, bir diğer sokağın başında bin sene evvelinde buluveriyorsunuz kendinizi. Bundandır ki Kastamonu, araçla gezilecek bir şehir değil. Adım adım dolaşmalısınız…

 

Bu kadîm şehrin size kendisini açması için ara sokaklarında dalmalısınız.

Read More

26
Şub
2017
4

Galen Leather / Beşli Kalemlik

Şık bir dolma kalemi, kendisini özel hissedebileceği bir kalemliğin içerisinde saklarsanız ancak, kalem sizi sever ve yazmak size keyif verir!

galen-leather-05

“Şık bir dolma kalemi, kendisini özel hissedebileceği bir kalemliğin içerisinde saklarsanız ancak, kalem sizi sever ve yazmak size keyif verir!” gibi beylik bir cümleyle başlayayım notuma 🙂

İnsanın insana alışması kadar, eşyanın da insana alışması vardır ve önemlidir. Kalem, size ait olduğunu bilmeli. O kalemi, o defteri, o eşyayı elinize aldığınızda bir sıcaklığı olmalı…

Kalem, benim için, sıcaklığı olan, parmaklarımın arasına aldığımda, bende olanı kâğıda aktaran, konuşamadığımı saklayan bir eşya…

Read More

24
Şub
2017
4

İlk dolma kalemim

Kaleme mürekkebi kırtasiyede çekmiştik. O yüzden kapağı çevirip ilk cümlemi yazmaktı bana kalan. Pelikan P205 siyah dolma kalem ve Montblanc Royal Blue mürekkeple yazılan ilk cümle: Karaköy’den selamlar…

karakoy-pelikan-p205

Dolma kaleme olan ilgim bundan bir buçuk sene evvel, bir köşe yazısında rastladığım “bir adamın, imkânı ölçüsünde, güzel bir kalemi olmalı muhakkak!” cümlesi ile başladı, diyebilirim. Yazarın güzel kalemden kastı da dolma kalemdi elbette!

Tam da toplantıdan toplantıya koştuğum bir dönemde, bu yazı kendime şu soruyu sordurttu bana: “Notlarımı neden bir dolma kalem ile almayayım ki?” Ve soru soruyu doğurdu: “Nasıl bir dolma kalem almalıyım?”

Read More

20
Ağu
2016
4

Yol Hâlleri: Kastamonu – Sinop – Safranbolu

Hazırlıklarımızı tamamlayıp yola çıkıyoruz. Nihayet Karabük’e varıyoruz. Biraz mola veriyoruz yol kenarındaki köyde ve öğle namazını köyün yaşlıları ile kılıp sohbet ediyoruz. Müsaade isteyip, kalkıyoruz az bir zaman sonra… Karabük’ü geçtikten sonra Kastamonu’ya varıyoruz. Direksiyonda Furkan var. Kastamonu yabancı bir şehir değil. Askerliğimi yapmam sebebiyle kendimi Kastamonu’ya oldum olası yakın hissetmişimdir. Kastamonu’da duraklamadan Küre yoluna girdik. Bir saate yakın -ve neredeyse hep tırmanarak- yol alıyoruz.

Küre’nin girişinde duruyor ve tepeden bütün ilçeyi bir süre seyrediyoruz. İlçe ‘avuç içinde’ gibiydi. Etrafı tepelerle sarılmış, o tepelerin avucunda, kendi halinde…

kastamonu-kure-02

Küre’ye adım atıyoruz. Bismillah. Sora sora Küre Çok Programlı Anadolu Lisesi’ni buluyoruz. Okulda bizi iki güleryüzlü insan karşılıyor. Okul müdürüm ve müdür baş yardımcım. Şunu söyleyeyim: Bir yere gittiğinizde sizi orada karşılayan bir çift gülen yüz gördüğünüz anda, o bulunduğunuz yer yabancı bir yer olmaktan çıkıyor.

Read More